
Mehmet Erkan'ın "Paragraf"
(Z Tv) isimli tv programındaki söyleşisini seyretmek için lütfen buraya tıklayınız!!
Alıntı
~ Alyoşa~ (Karamazov Kardeşlerden)

Ercan, Selçuk, İbrahim ve Davut…
Onlar Karadeniz’in tepe köylerinden Kıranbaşı’nda yaşayan dört kafadardılar. Hayatları köylerindeki diğer çocuklarınkinden farksızdı. Ta ki Arzavul Tepesi’nde garip ışıklar fark edene kadar. Arzavul ışık saçıyor, uğulduyor, âdeta ağlıyordu.
İnsanlar çevrelerinde olup bitenlere alışmışlar, hiçbir şeyi araştırmaz olmuşlardı. Onlar, bu yanlış inancı yıktılar ve Mustafa Dede’nin de desteği ile korkunç Arzavul’u gözlerine kestirdiler. Çantalarını hazırladılar ve yola koyuldular. Sen de Karadeniz’in yeşil tepelerinde yol almak, karanlık ormanlardan geçmek, dik kayalıklara tırmanmak ve yol boyunca karşına çıkacak engellerle mücadele etmek istiyorsan bu kitabı mutlaka oku.

İşte Mülakat öykü tadında bir insan kaynakları kitabı. Fakat konusu yalnızca mülakatlar değil. Bu sefer; işe alımlarda referans baskısından adayların ilginç özgeçmişlerine, işe yeni başlayan adayların yaşadıklarından aday efsanelerine konunun pek çok yönünü öyküleştirdik. Anılarsa yalnızca bana ait değil, sektörde tecrübeli diğer çalışanların ve adayların anılarına da bolca yer verdik.
Bu kitap bir ortak çalışmanın ürünü. İnsan Kaynaklarında 15 yıla yakın tecrübeye sahip Oğuz Erdoğan Bey ile birlikte yazıldı. Ortak bir aklın ürünü olarak da görülebilir.
İK alanında çalışıyorsanız, iş arıyorsanız, öğrenciyseniz ya da öykü okumayı seviyorsanız İşte Mülakat tam size göre.

..Okuyacağınız öykülerde kısa insan kaynakları geçmişimde yaptığım mülkatlardan yansımalar bulacaksınız.Tüm öyküler gerçek ve yaşanmıştır.İş arayanlar ve İnsan Kaynakları Uzmanları için rehber olabilecek kitabın ana başlıkları:

2005 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü'ne değer bulunan Mehmet Erkan, doğayı ve insanı keyifle seyreden bir öykücü ama araya girmekten, sözünü söylemekten çekinmiyor. Kahramanlarına ve anlattığı olaylara hep bir sorgulama içerisinden bakan yazar; bakışlarını daha çok kurgu-gerçek, köy-kent, okullu-alaylı çatışmalarına çeviriyor ve karakterlerinin iç ve dış dünyaları arasındaki uyumsuzluğu öne çıkarıyor. Kendi deyişiyle, "Her karakter yazardan akna bir damlayla doğuyor bence. Bu damla bazen yazarın aşklarından, bazen ihtiraslarından, bazen kıskançlıklarından, bazense korkularından sızıyor. Sonra ne oluyorsa oluyor, o damla büyüyor işte. Büyüdükçe güzelleşiyor, şekli değişiyor damlanın. Yazardan ayrı olarak varlığını ilan ediyor.